kendisiyle tanışmamız Odtü'nün nezih yurtlarından biri olan hızıroğlu'nda olmuştur.. odaya ilk girişimde, pek de sempatik bi görüntü vermeyerek laf olsun diye elimi sıkan bu zat-ı muhtereme dair o günlerde pek de bi umut beslemediğimi itiraf etmeliyim.. ama zamanla kabukları çatlayıverdi birer birer; bir de baktık ki çekirdeğeee kadar ulaşmışız.. aslında kağıt üzerinde (kağat diil babek, kağıt!) gerçekten de farklı görünmemize rağmen, içinde bilhassa yakın zamandaki hallerime dair birşeylerin kokusunu alıyorum.. yani benzerlikler, bence umduğumuzdan fazla.. hiçbir şey olmasa bile, espri anlayışımızın ortaklığı kafi; şenlendirmeye yetiyor odadaki ortamımızı.. yıllık yazısı formatında olan bu yazıyı, yine bu formata uygun bitireyim bari.. kaan sana ileriki hayatında, 'pink piknik'li günler diyorum... :P